Benimle evlenir misin?

Herhalde bir insanın hayatı boyunca verdiği en önemli kararların başında evlilik gelir, öyle değil mi? Hani aynı evlilik yemininde de olduğu gibi “iyi günde-kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” aynı yastığa baş koyacak birisiyle hayatı birleştirmek çok kritik bir tercihtir. Hayatını paylaşmak bir yana kiminle bunu yaşayacağın da ciddi bir karar…İnsanın karşısına çıkan olasılıkların birer fırsat olması kendisine en uygun ve kendisi için en ideal tercihler yapmasıyla ilgili…Yoksa yaşam ya sizi farklı kırılma noktalarına ya da mutsuzluğa taşır. Bu çerçeveden bakınca "hayat tercihlerden ibarettir” lafının ne kadar doğru olduğunu görüyorsun. Yaşamınızı bir ömür boyu hayal ettiğiniz gibi geçirebilm

Sevgilim.... seni aldattım....

Eğer bu cümleyi eşiniz size söylüyor olsaydı ne hissederdiniz? Ürkütücü değil mi? Peki işortağınız söyleseydi? Yine tüyler ürpertici… Müşterilerinizin bu cümleyi kurmamasını engelleyebilir misiniz? Bugünlerde markanızla müşterilerinizin arasındaki ilişki ne kadar aldatılmaya müsait değil mi? Günümüzde “sadakat” kavramı, karşılığını herhalde sadece evliliklerde buluyor. Bunun da acı örneklerine dedikodunun girdiği her ortamda rahatlıkla şahit olabiliyorsunuz. Peki ya biz iş dünyasında müşterilerimiz ve markamız arasındaki ilişkiyi nasıl mutlu-mesut uzun yıllar (ölünceye dek??) sadakatle sürdürebiliriz?? Yoksa bu “çok iyimser” bir hayal mi sadece? Bu sorular çoğumuz için “çok sert” sorulardır

Kadınlar Ne İster?...

2000 yılı tarihli Mel Gibson'ın ve Helen Hurt’un başrollerini paylaştığı Kadınlar Ne İster filmini hatırlar mısınız? Profesyonel bir reklamcı olan Nick Marshall (M.Gibson) kadın ürünleri için çekeceği bir reklam filmi için ilham almak üzere bacaklarındaki kılları kazıyıp ince kadın çorabı, topuklu ayakkabı, iççamaşırlarının içine tıkıştırdığı birşeylerle birkaç saat geçirip kadınların bu halde ne hissettiklerini anlamaya çalışmıştı. Aynı yıl bu filmden esinlenerek ben de uluslararası bir kurumun satış ekibine verdiğim bir eğitime başlarken kurumun en popüler markalı ürünlerinden birisi olan kadın pedini elime alıp salondaki tüm satıcıların bunları hiç kullanıp kullanmadıklarını sormuştum.İçe

Seninki kaç cm?

Bu soruyla daha birkac yil once denizlerimizde yasanan canlı katliamına dikkat cekmek icin muhatap olmustuk. Sorun henuz cozulemedi belki ama soru tum netligi ile halen zihinlerimizde yerini koruyor. Hayata ve onu soluyan tum canlilara duydugumuz saygi bir yana bu sorunun is dunyasinda cok onemli bir karsiligi var aslinda. Egitimlerimde ya da danismanlik gorusmelerimde dikkatli zihinlerden hic esirgemedigim bir cumleyi tekrar edeyim: "Olcemesiginiz isi yonetemezsiniz..." Peki biz is yasaminda isinize konu olan unsurlari ne kadar olcuyoruz? Ya da ne kadar ölcebiliyoruz? Asagidaki sorulara ne kadar net cevap verebiliyorsunuz gelin birlikte bakalim: @Ayda ortalama kac musteriniz mar

Kifayetsiz Muhterisler....

eski defterleri karıştırıyorum. 19 Ekim 2009’da okuduğum bir makaleden aldığım notlara rastlıyorum. Heyecanla gözden geçirirken birden bu aralar yeniden sıkça duymaya başladığımız tanımlamalardan birisi karşıma çıkıyor: kifayetsiz muhterisler… Cornell Universitesi akademisyenlerinden Justin Kruger ve David Dunning’in kaleme aldıkları uzun makalelerinde okumuştum bu betimlemeyi. Bu iki derin adam “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” demişler. Benzer bir ifadeyi de Einstein’a atfederler. Rivayet odur ki Einstein da insanoğlunun kendine dair en önemli özelliklerinden birisi olan ego’yu benzer biçimde formüle etmiş: EGO= 1/ Bilgi Kruger&Dunning makalelerinde

Markanız belanız olabilir mi?

Filmi sinemada seyretmeyi sevenlerdenim. Birkaç sevdiğim yönetmen, birkaç da çok beğendiğim oyuncu var ki onların içinde olduğu bir filmi kaçırmayaya gayret ederim... Sinema benim için sadece büyük ekran, yüksek ses, patlamış mısır değildir. Belki de çoğumuz için değildir...Sinemada filmin içine girip bir parçası olarak hissetmek çok özel bir duygudur çoğumuz için. Bazen pek de öyle olamıyor malesef.... Bugün son günlerde gazetelerde bahsi bol geçen, tanıtımını da geçen haftaki başka bir filmin öncesinde izlediğim Çağan Irmak imzalı 'Tamam mıyız?'ı izlemek üzere bir AVM sinemasına gittim. Öğle üzeri seans nasıl olsa sakindir diye de bilet işini son dakikaya bıraktım. Gişeye tam ulaştım ki ku

Satış Eğitmenlerim...

Her 24 Kasim'da gecmise donup ilkokul ortaokul ya da lise haylazliklarimiza katlanan ogretmenlerimizi sevgiyle anariz ya iste bu yazi da kendimi satisa adadigim gunden beri bana satinalmanin inceliklerini aci-tatli anilarla ogreten yüce egitmenime gelsin... Kim mi O?? O ki musterilerimin herdaim hayatin icinde ve heryerde oldugunu ve musteri aramak icin google ya da telefon rehberi karistirmaktan ziyade sokaga cikmak gerektigini ogretenlerdi... O ki musterinin kapisini her caldiginda heyecanini korkusuzca paylasirsan yaptigin isten zevk alabilecegini ogretenlerdi... O , karsilastigim her bir musterinin ilk birkac saniyede zihinlerinde yarattigin izlemimin ne kadar onemli olabilecegini kanitl

Sen Yapamazsın!!

Bugunkü egitimde Musa'nin verdigi bir ornek olay bu yazinin konusunu cikardi. Uc doktordan oluşan gruba kart satmak icin giden Musa gorusmenin daha basinda ceplerindeki 4-5 karti cikartip Musa'ya gosteren doktorlarin basvurusunu alamayacagini anlayinca oyle guclu bir aracla doktorları harekete gecirmis ki hayran kaldim... Doktorlar zaten bir suru kartlari oldugunu soylediklerinde Musa basvuru icin gereken dokumanlari, brosurleri talep girisini yapilacagi tableti toplayip cantasina koyarken "Hocam zaten size kart cikmaz... Bosyere zaman ve emek harcamayalim su durumda" diyerek kalkmaya hazirlanmis... E malum.. Hazreti ego bu lafi duyar da kasinmadan yerinde durabilir mi? En çok kartı masaya d

Aşşkkkk....

Önce herkesi, kontrol listesinde zaten yazılı isimlerimizle karşılayıp bagajlarımızı otobüsün hangi tarafında koyduğumuzu ve nerede ineceğimizi sıcacık bir selamlamayla becerip sonra minik esprilerle ama ucuzlaşmadan ve yine ama abartmadan içecek servisi yaparken kurduğu iletişim eminim ki en az benim kadar omuz omuza seyahat ettiğim yol arkadaşımı ve diğer tüm yolcuları da çok etkiledi.... Biz finans sektöründe, çağrı merkezlerine, şubelere, direkt satış ekiplerine 'hizmet etme aşkı'nı içinde hissedebilecek personel ararken bir otobüs firmasında beklentime paralel biçimde bankada, sokakta, telefonda vs görmeyi 'hayal ettiğim' standartlarda bir yaklaşıma şahit olunca ne dilim durdu ne elim..

Davet...

Bu yazının başlığını ve girişini 3 kez değiştirdim. Önce başlık kısmına "merak kediyi öldürür" yazıp, sonra amerikanca ifadesi aklıma gelince hemen sildim…Halbuki karşılaştığım bir mağaza satıcısının müşterilerini mağazaya buyur ederken kullandığı merak uyandıran bir cümleden bahsederek başlayacaktım yazıya.Sonra "hayal kırıklığı ve muz kabuğu" başlığını koyup bugün yaşadığım hayal kırıklığını bu satırların okuruyla paylaşmayı düşündüm ama ondan da vazgeçtim zira asıl konu olmamasına rağmen "Anadolu'nun ipek tarlası" diye bilinen Bursa şehrinin göbeğinde ipek ürünlerin satışı ile ünlenmiş Koza Han'daki ürünlerin %80'inin Hindistan'dan ve Çin'den ithal edildiğini öğrendiğimde yüreğim burkuld

E-ticarette Nasıl Daha Fazla Satış Yapılır?

Bu yazı kendi e-ticaret sitesi olup da bu siteden satış yapmanın kendine özgü ilkelerini ve ipuçlarını anlamaya çalışan bu paralel evrenin oyuncuları için hazırlanmıştır. Her geçen gün e-ticaret'in satış potansiyeli yükselmeye devam ediyor. Bu yükseliş, daha fazla şirketin bu yeni mecranın işleyişini ve kurallarını anlamasını zorunlu kılıyor. Bu mecranın müşterileri bu alanda alışveriş yaparken kendilerini daha rahat hissetmeye başlarken bu alanda iş yapan profesyonellerin işi biraz daha rekabetçi ve zor olmaya başladı. Hele bir de web dünyasının iç dinamiklerindeki teknik değişiklikler bu alandan yatırım getirisi elde etmek isteyenlerin işlerini biraz daha karmaşık, içinden çıkılmaz bir hal

Hipnotize Edici Satış Script'leri Yazmanın Sırları...

Hiç elinizden bırakamadığınız bir kitabınız oldu mu? Ya da "bir kitap okudum hayatım değişti" dediğiniz?? Defalarca aynı sayfaları okumak için sabırsızlandığınız? Önceden birçok kez izlemiş olsanız da bir daha bir daha izlediğiniz filmler, diziler?? Kemal Sunal filmlerini düşünün,,,, Ardarda hiç bıkmadan sabahlayarak izlediğiniz yerli yabancı dizileri… Milyonlarca satan kitapların yazarlarının bu denli talep gören kitapları yazmasının bir sırrı olabilir mi? Tüm hikayeyi, senaryoyu, sonunu ezbere bildiğiniz bir filmi yeniden ve yeniden seyretmenizin altında nasıl bir gerekçe yatıyor sizce? Bir sonraki sayfaya, bir sonraki bölüme, bir sonraki kitaba kadar bile dayanamayıp sabırsızlıkla yolunu

Konuşmayı Farklılaştırmak...

Bir satışçı ya da iletişimci olarak hangi rolde olursak olalım, karşımızdakini hipnotize edecek sihirli bir tekniğe sahip değiliz. Telefonda veya yüz yüze satışın ve ikna edici başarının gerçek anahtarı sürecin tamamındadır. Profesyonel satış görüşmesinin içerdiği süreç; Açılış Konuşmanız: İyi bir açılış konuşmasının sonucunda karşınızdaki insanın pozitif duygular hissetmesini sağlarsınız. Böylece karşınızdaki insan söylediklerinizi dinlemeye açık ve konuşmanın soru sorma kısmına gitmeye hazır olur. Soru Sorma: Bu aşamada almak istediğimiz bilgilere yönelik bir çerçeve çizmelerine yardımcı olmalıyız. Aynı zamanda problemlerini, acılarını veya arzularını düşünmelerini sağlamalıyız. Böylece bi

Satış ve Pazarlama Manifestosu 2.0

Artık bitti... Hiçbir ürünün mevcut ya da potansiyel müşterisi kendi talebi olmadan kendisine bir ürün 'satılmaya çalışılması ' için kapısının çalınmasını, e-posta kutusunun çöplüğe döndürülmesini, telefonundan taciz edilmeyi, mesaj kutusunun gereksizce işgal edilmesini, gezindiği web sitesinin sürekli yanıp sönen ilanlarla kendi işlevleri dışında ilgisini dağıtmasını ve bu görüntü kirliliğine maruz kalmayı İSTEMİYOR..... Hepimiz tüketim alışkanlıklarımızda yepyeni bir döneme girdik. Pazarlama ve satış dünyasının da bu döneme daha hızlı adapte olması lazım. Özellikle de yenilikçi yaklaşımlara uyum sağlamada biraz daha çekinik davranan satış ve satış yönetiminin bu yeni döneme daha hızlı gir

Son Yolculuk...

Ucaga binmek uzere kontrol noktasina yaklastik. X-ray cihazinin onunde kucuk bir kuyruk birikti. 2 gunluk İzmir seyahati icin herzaman kullandigim kucuk bavulum ve bir de bilgisayarimi vs koydugum bir el cantam var o kadar. Her ikisini de hazirlamakta oyle ustalasmisim ki... Herturden seyahat icin onceden nasil bir canta ya da bavul hazirlayacagimi hic dusunmeden sayabilirim... Bir anda farkettim, Gokhan'in yaninda ne cantasi ve de baska birseyi vardi. Eh patron adam herhalde asistani onceden gondermistir ya da soforu getirecektir diye dusundum ama dayanamayip sordum. -Ya Gokhan senin cantan nerede?? - Ben yanimda hicbirseyi yuk etmem... Dedi... Ve ekledi: -Okuldayken de hic defter, kitap ta

Mesir macunu...

Sabah saat 06:15… Henüz daha tüm hücrelerim uyanmamış… İstanbul'a ulaşabilmek üzere her sabah olduğu gibi Mudanya iskelesindeyim. Biraz erkenci olduğum için bir tost ve çayla kahvaltı yaparım diye kafeteryaya geçtim. Ooo kimsecikler yok henüz. Menuyu hazırlayan iki servis görevlisi ve bir de kasa personeli dışında kefeterya bendenize emanet… Siparişimi veriyorum ve hiç sıra beklemeden hemen servis tepsisine alıp kasaya yöneliyorum. Kasadaki görrevli benim ve diğer iki personelin aksine enerji patlaması yaşıyor maşallah:) Harika bir güleryüz ve sıcaklıkla selamlayıp hemencecik, zaten iki kalem üründen oluşan kahvaltı tepsimin hesabını söyleyiveriyor: "- 7.50 Efendim! Bir de mesir macunu verey

Neden "Hayır!" derler?

Seth Godin bir makalesinde “insanların sizin fikirlerinize “hayır” demesinin 2 nedeni vardır” demişti: -Ama bu önceden hiç yapılmadı! -Ama bu önceden yapıldı! İşte bu ikisine ek olarak “yeni” bir ürün/hizmet ya da fikir satışında en çok karşılaştığımız hayırların nedenleri: -sizden hoşlanmadıkları için -sizin dilinizden/üslubunuzdan hoşlanmadıkları için -yönteminizden -modelinizden hoşlanmadıkları için -fiyatınızdan hoşlanmadıkları için -şu anda bölünmüş/rahatsız edilmiş olmaktan hoşlanmadıkları için -fikrinizden hoşlanmadığı için -şirketinizden hoşlanmadıkları için -saçmaladığınız için -zamanlama yanlış olduğu için -karar verecek doğru insan olmadıkları için…… Sizin (ya da satışçılarınızın)

Telefonda ne kadar etkili olabilirsiniz?

Uzun zamandır profesyonellerin telefondaki etkilerine kafayı taktım. Telefonu işinde ya da özel yaşamında kullananların bu iletişim aracındaki etkisini nasıl artırabileceğini araştırıyorum. Neden mi? Düşünsenize artık birlikte yaşadığınız kişilere, birlikte çalıştıklarınıza en kolay nasıl ulaşıyorsunuz? Bir mesaj iletmek, bir sorunu çözmek, bir şey öğrenmek, birşey söylemek için en pratik çözümünüz hangisi? Peki en süratli , en çabuk sonuç aldığınız iletişim aracınız hangisi? Bunun cevabı basit: Artık hepimizin cebinde en az bir tane olan telefon…. İşte bu nedenle telefonun profesyonel kullanımımızdaki etkililirliğini artırabilmek için neler yapabileceğimize kafayı taktım. Özellikle bizim gi

Ekibini Güçlendir!

Satış Ekibinin Yüksek Kotalarını Doldurarak Başarılı Olmaları İçin Neler Yapıyorsunuz? Satış ekiplerimizi satışı daha rahat kapatma fırsatı veren araçlarla donatmak, daha fazla ve daha hızlı satış demektir.Her ne kadar amaç yeni bir iş alanını yaratmak, yeni bir müşteri bulmak ya da müşteriyi yeniden kazanmak olsa da satışçılarımızı müşterilerinin ifadelerini değiştirecek bilgiyle donatmak müşterileri ile aralarındaki ilişkiyi güçlendirmek ve daha derin bir ilişki geliştirmek gerekir. Satış Yöneticisi daha kısa satış süreçleri oluşturarak ekibini başarıya taşıyan kurmay vizyonerdir.Bunun için; Daha hızlı “kaliteli müşteri adayı” bulmalarına yardımcı olun: Hedef kitleniz içerisine gire ideal

Kapanış...

Uzun zamandır profesyonellerin telefondaki etkilerine kafayı taktım. Telefonu işinde ya da özel yaşamında kullananların bu iletişim aracındaki etkisini nasıl artırabileceğini araştırıyorum. Neden mi? Düşünsenize artık birlikte yaşadığınız kişilere, birlikte çalıştıklarınıza en kolay nasıl ulaşıyorsunuz? Bir mesaj iletmek, bir sorunu çözmek, bir şey öğrenmek, birşey söylemek için en pratik çözümünüz hangisi? Peki en süratli , en çabuk sonuç aldığınız iletişim aracınız hangisi? Bunun cevabı basit: Artık hepimizin cebinde en az bir tane olan telefon…. İşte bu nedenle telefonun profesyonel kullanımımızdaki etkililirliğini artırabilmek için neler yapabileceğimize kafayı taktım. Özellikle bizim gi

© 2012-2020 by Gurkan Platin....

  • s-twitter
  • s-linkedin